Tarih, araştırma alanı olarak, insan kayıtlarına, yazılı ya da sözlü kaynaklara dayanır. Tarihi bilgi, geçmişteki olaylara ilişkin bilinenlerin, tarihe ilişkin güncel düşünce çerçevesiyle yorumlanmasıyla oluşur.
Tarih kelimesinin Batı dillerindeki tüm karşılıkları Grekçe istoria, istorien sözcüğünden gelmektedir. (Latince: his-toria, İtalyanca: storia, Fransızca: histo-rie, İngilizce: history, Almanca: Histo-rie). İyonya lehçesinde bildirme, haber alma yoluyla bilgi edinme anlamlarında kullanılan kelime, Attika lehçesinde görerek, tanık olarak bilme anlamlarının yanı sıra çok daha geniş bir anlam içeriğiyle fizik, coğrafya, astronomi, bitki ve hayvan bilgisi ve hatta giderek doğa bilgisini kapsayacak şekilde kullanılmıştır.
Devamı burada...
|
Simón Bolívar, Simon Bolivar, tam adıyla Simón José Antonio de la Santísima Trinidad Bolívar Palacios Ponte y Blanco (d. 24 Temmuz 1783 - ö. 17 Aralık 1830), Güney Amerikalı devrimci önder.
1783'de aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu; ancak çocuk yaşta ailesini kaybetti. Ailesinden kalan mirasla devam ettiği askeri eğitimini İspanya'da tamamladı. 1810'da Venezuela'ya döndü ve sömürge yanlısı güçler ile Karakas'ta savaştı ve Venezuela'nın bağımsızlığını ilan etti. Sonra İngiltere'ye gidip tarafsızlık sözü aldı, döndü ve Karakas'ı Napolyon'un kardeşi Joseph'in komutasındaki İspanyol ordusunun elinden aldı. İspanyollar tarafından yakalanıp Kolombiya'ya sürgün edildi. Burada Kolombiya ordusunun başına geçip, Kolombiya'nın başkenti Bogota'yı ele geçirdi (1814).
İmkânsızlıklar nedeniyle Kolombiya'da ağır yenilgiler aldı ve Jamaika'ya kaçtı. Haiti'de yeni güçler topladı ve Venezuela'ya tekrar saldırdı. Ciudad Bolivar şehrini ele geçirdi ve tek başına yönetmeye başladı.
Uzun yıllar boyunca bu bölgeden İspanyollar'a karşı mücadele etti ve 1821 yılında içinde Venezuela, Ekvador, Kolombiya, Panama ve Peru'nun bulunduğu, o zamanlar Büyük Kolombiya olarak adlandırılan bölgeyi İspanyol sömürgesinden kurtardı ve ilk başkanı oldu.
Kurduğu bu bölgede Peru'nun kuzeyi, Bolivya olarak ayrıldı. Bolivya'nın anayasası bizzat Bolivar tarafından yazılmasına ve yüzyılın en önemli siyasal belgelerinden biri olmasına rağmen hiç uygulanamadı. Generaller arasındaki kişisel çatışmalar iç savaşa dönüştü ve Büyük Kolombiya bölünmeye başladı (1827).
Tüberküloz hastalığına ve hayalinin bölünüp yok olmasına dayanamayan Bolivar 1830'da hayata veda etti.
|
|
Britanya İmparatorluğu, Britanya İmparatorluğu (İngilizce: British Empire), 16. ve 17. yüzyıllarda Birleşik Krallık tarafından kurulan denizaşırı sömürgeler ve ticaret merkezleri olarak başlayan, Birleşik Krallık'ın idaresi altında ya da Birleşik Krallık tarafından yönetilen dominyonlar, sömürgeler, protektoralar, mandalar ve diğer bağımlı toprakları kapsadı. En yüksek mevkide dünya tarihinde en geniş topraklara sahip olmuş imparatorluklardan biri idi, ve bir yüzyıl boyunca en önde gelen küresel gücü idi. 1922'de 458 milyon kişi, yani dünya nüfusun dörtte biri, Britanya İmparatorluğu'nun egemeni altında idi[1] ve toprakları 13.000.000 milkare (33.670.000 km2) kapsadı.[2] Sonuç itibarıyla siyasî, dilsel ve kültürel kalıtı yaygındır. Gücün doruklarındayken, sıkça "Britanya İmparatorluğu'nda güneşin batmadığı"nı söylendi, çünkü dünya genelindeki genişliği nedeniyle her zaman en az bir tane toprağında günışığı vardı.
15. ve 16. yüzyıllardaki coğrafi keşifler boyunca İspanya ve Portekiz Avrupa'nın dünyanın keşfetmesinin öncüleri idi ve süreçte büyük denizaşırı imparatorluklar kurdular. Bu imparatorluklarda bulunan büyük servetten kıskanan İngiltere, Fransa ve Hollanda, Amerika ve Asya'da kendi sömürgeleri ve ticaret ağlarını kurmaya başladılar. 17. ve 18. yüzyıllarda Hollanda ve Fransa ile sürdürdüğü birkaç tane savaşın sonucu itibarıyla İngiltere (İskoçya ile yapılan 1707 Birleşme Yasası'ndan sonra Britanya), Kuzey Amerika ve Hindistan'daki üstün gücü oldu. Mamâfih, 1783'te bir bağımsızlık savaşından sonra Kuzey Amerika'da On Üç Koloni'nin kaybedilmesi Britanya için büyük bir hasardı, ve en yoğun nüfuslu olan kolonisini kaybetti. Bu gerilemeye karşın Britanya'nın dikkatı sonradan Afrika, Asya ve Büyük Okyanus'a çekildi. 1815'te Napolyon Fransası'nın yenilmesinden sonra Britanya, bir yüzyıl boyunca dışardan herhangi bir direnişin yer alınmayan bir öncülüğü vardı, ve dünya genelinde topraklarını genişletmeye devam etti. Beyaz yerleşimci sömürgelere daha çok özerklik veriliyordu; bazı sömürgeler de dominyon olarak yeniden sınıflandırıldı.
19. yüzyılın sonuna doğru Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin gelişmesi Britanya'nın iktisadî öncülüğünü aşındırdı. Britanya ve Almanya arasındaki müteakip askerî ve ekonomik gerilimler, Birinci Dünya Savaşı'nın en büyük nedenlerindendi ve Britanya, imparatorluğuna çok yüksek bir seviyede bağımlı olarak bu savaşı geçti. Finansal bir bakımdan bu çatışma Britanya için çok gerilimli bir etkisi vardı, ve savaştan hemen sonra imparatorluk en büyük genişliğini kazanmasına karşın artık eşsiz bir sanayî ya da askerî bir güç değildi. İkinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkmasına karşın Britanya, savaş boyunca Güneydoğu Asya'daki toprakları Japonya tarafından işgâl edildi ve bu böylece Britanya'nın prestijine zarar verip imparatorluğunun dağılmasına hız verdi. Savaşın bitmesinden iki sene sonra Britanya, en yoğun nüfuslu ve en değerli sömürgesi olan Hindistan'a bağımsızlığını verdi.
20. yüzyılın geri kalanında Avrupa güçleri tarafından yapılan daha büyük bir küresel dekolonizasyon harekâtının bağlamında bulunarak imparatorluğun topraklarının çoğu bağımsız oldu; bu 1997'de Hong Kong'un Çin'e geri verilmesiyle bitti. Bağımsızlıktan sonra birçok eski Britanya sömürgesi İngiliz Milletler Topluluğu üyesi oldu. Günümüzde ise 14 tane toprak hâlâ Britanya'nın egemenliği altındadır; bunlar Britanya denizaşırı topraklarıdır.
|
|
Göktürk Kitabeleri, Göktürk Kitabeleri ya da Orhun Yazıtları ve kök türk yazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Göktürk Alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır.Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarını Yollug Tigin yazmıştır, Yollug Tigin aynı zamanda Bilge Kağan'ın yeğenidir.
Yazıtlar, 1889 yılında Moğolistan'da Orhun Vadisi'ndeki anıtlarda saptanmıştır.Bu yazıtlar II.Göktürk devletine aittir. Yazılış tarihi M.S. 5. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Ludwig Peter Thomsen tarafından, Rus Türkolog Vasili Vasilyeviç Radlof'un yardımıyla çözülmüş ve aynı yılın 15 Aralık günü Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde bilim dünyasına açıklanmıştır.
Örnek: 
"tunga tigin yoghinda kiri ölürtimiz." [3]
Orhun harfleriyle yazılan yazıtlardan 13.yüzyıl Moğol tarihçisi Alaaddin Ata Melik Cüveynî (Ebü'l- Muzaffer Alâúdîn Atâ‘ Melik bin Bahâiddîn Muhammed el-Cüveynî), Tarih-i Cihan Güşa adlı yapıtında söz etmişti. Çin kaynakları da kitabelerin dikilişini bildirmekteydi. Yine de bu durum 18. ve 19. yüzyıllara kadar bilim dünyasının bilinmeyeni olarak kalmalarına engel olamadı. İlk olarak Rus çarı I. Petro'nun emriyle Sibirya bitki örtüsünü incelemek için görevlendirilen bitki bilimci Messerschmidt ve kendisine rehber olarak verilen İsveçli tutsak subay Strahlenberg, 1721 yılında Yenisey vadisinde bu yazı ile yazılmış Kırgızlara ait mezar taşlarını içeren Yenisey Yazıtları'ndan bir tanesini keşfetti. Bir yıl sonra tutsaklığı son bulan Strahlenberg İsveç'e dönüşünde bu inceleme ile ilgili izlenimlerini kitap haline getirip Stockholm'de yayınladı. Böylece Orhun yazısı bilim dünyasının dikkatini çekmiş oldu. Orhun yazıtlarından iki yüzyıl öncesine ait Yenisey Yazıtları'nın tamamına yakını bu süreçte ortaya çıkarıldı. Nihayet 1889 yılında Rus bilgini Yadrintsev, sonradan Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtları olduğu anlaşılan Orhun Yazıtları'nı bulmuş, bunun üzerine 1890 yılında Heikel başkanlığında bir Fin heyeti, bir yıl sonra da ünlü Türkolog Radloff'un başkanlığında bir Rus heyeti bölgede incelemelerde bulunmuştur. Rus ve Fin heyetleri, anıtların fotoğraflarını alarak kitap halinde yayımlamışlar; bu yayınlar sayesinde yazıtların okunması süreci hız kazanmıştır. Sonunda Danimarkalı dil bilimci Thomsen 1893 yılında Orhun yazısını çözmeyi başarmıştır.İlk çözdüğü kelime de Tanrı olmuştur. Yazının çözülmesinden sonraki süreçte Thomsen ve Radloff anıtların metni ve çevirisi üzerinde yarışa girmişlerdir. Yazıtlar, yazıtlarda kullanılan yazı ve dil üzerindeki çalışmalar günümüzde de devam etmektedir. Yazıtların hem dil hem de yazı bakımından özgün metni ile günümüz Türkçesine çevirisini Prof. Dr. Muharrem Ergin (1971) yapmıştır. Büyük Türk tarihi araştırmacısı Kazım MİRŞAN ise yaptığı ayrıntılı çözümlemelerle Orhun anıtlarının sanıldığı gibi 8. değil MS. 5.yüzyılda dikildiğini ve Göktürk devleti adıyla bilinen devletin kendisinden 2000 yıl kadar daha eski bir Türk kök uygarlığı olan "Bir-Oy-Bil" devletinim bir devamı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu sarsıcı buluş henüz bilim dünyasında tartışılmaktadır.
|
|
Patara, Antalya il sınırları Kaş ilçesi Kalkan beldesi yakınlarındaki antik kent.
Patara bir Likya kentidir ve Likya Birliğinin başkentliğini yapmıştır. Likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisidir. Likya birliği toplantıları kentte bulunan birliğin meclis binasında yapılmaktaydı.
Hititçe'de Patar, Likya dilinde Pttara olarak anılan kentin M.Ö. 8. yüzyılda var olduğu yapılan kazılar sonucu ele geçen somut verilerle kesinleşmiştir ve İskender'in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. Patara, Roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş ve Likya-Pamphilya eyaletlerinin başkentliğini yapmıştır. Patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımıştır, bu nedenle doğu Akdenizde bulunan 3 hububat deposundan biri (Granarium) Patara'da bulunmaktadır. Bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas'ın da Pataralı olduğu söylenir.
400 metre genişliğinde ve 1600 metre derinliğindeki Patara limanının kumla dolmaya başlaması ve teknelerin yanaşmakta güçlük çekmeleri, Patara’nın giderek önemini yitirmesine neden olur. Rüzgarın savurduğu kumlar zamanla limanı doldurur ve kenti büyük ölçüde örtüyor. Bugün kentte görülebilecek kalıntıların bir bölümünün kumlar altında olduğu dikkati çekecektir. Ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılarla kent, üzerini örten kumlardan arınmaya başlamıştır.
|
Seçkin madde:
Seçkin resim:
Devamı…
Kaliteli madde:
|
|
İşte yapabileceklerinizden bazıları :
|
- Orta Asya Türklerinde savaşçıların mezarlarının etrafına öldürdüğü düşman sayısınca balbal dikildiğini
- Karahanlılar'ın ilk Türk-İslam devleti olduğunu
- Göktürkler'in Türk adını siyasi olarak kullanan ilk Türk devleti olduğunu
- Harezmi'nin Hesab-ül Cebir vel-Mukabele adlı kitabının, matematik tarihinde, birinci ve ikinci dereceden denklemlerin sistematik çözümlerinin yer aldığı ilk eser olduğunu
- Mozart'ın 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırdığını
biliyor muydunuz?
Tarihte bugün
|